info@zaferhoca.com.tr Pazartesi–Cumartesi (10.00–18.00)

Academic Dictionary

Academic Dictionary

PARALLEL

Okunuşupe·rı·lel /ˈpɛɹəˌlɛl/
sıfatisimfiil B2 Orta-ileri Sınav kelimesi YDS akademik 2000 #3.537
Add to my list
Turkish Meaning: sıfatparalel, koşut, benzer, eş zamanlıisimbenzerlik, paralellik, enlem (dairesi)fiilparalellik göstermek, -e koşut olmak, eşlik etmek
sıfat adj
  1. paralel
  2. koşut
  3. benzer
  4. eş zamanlı

ENbeing everywhere equidistant and not intersecting · of or relating to the simultaneous performance of multiple operations

Dilbilgisiparallel to/with sth

The road runs parallel to the railway.
Yol demiryoluna paralel uzanıyor.
Researchers conducted two parallel studies in different countries.
Araştırmacılar farklı ülkelerde iki eş zamanlı çalışma yürüttü.
Sık kalıplar
  • parallel to/with-e paralel
isim n C sayılabilir
  1. benzerlik
  2. paralellik
  3. enlem (dairesi)

ENsomething having the property of being analogous to something else · an imaginary line around the Earth parallel to the equator

Dilbilgisidraw a parallel between X and Yin parallel (with sth)

Historians have drawn parallels between the two economic crises.
Tarihçiler iki ekonomik kriz arasında benzerlik kurdu.
Sık kalıplar
  • draw a parallelbenzerlik kurmak
  • in paralleleş zamanlı olarak
  • without paralleleşi benzeri olmayan
fiil v T geçişli (nesne alır)
  1. paralellik göstermek
  2. -e koşut olmak
  3. eşlik etmek

ENbe parallel to · make or place parallel to something

Fiil biçimleri V2paralleledV3paralleledV-ingparalleling-sparallels

The rise in obesity has paralleled the growth of fast-food chains.
Obezitedeki artış fast food zincirlerinin büyümesiyle paralellik gösterdi.
Kelime ailesi

Try yourself

“parallel” kelimesinin anlamı hangisi?

Download after all data has loaded.
Bu maddede hata mı var? Bildirin